Gelecek Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, partiyi feshedeceklerini ve siyaseti bıraktığını açıkladı. Bu açıklama, geniş kesimler açısından önemli bir etki oluşturmadı. Zira Gelecek Partisi, siyasi hayatı boyunca hiç de iyi bir sınav vermemişti. Hatta Davutoğlu’nun ismi, tabir yerindeyse partiyi gölgede bırakan bir hâle bürünmüştü. Çünkü henüz siyasi arenada başbakanlığı dönemindeki icraatlarının hesabı seçmen tarafından görülmemişti. Bu hesap, Gelecek Partisi ile iç içe görüldü ve Davutoğlu isminin seçmen nezdinde sönük bir karşılığı olduğu, partinin kısa süreli serüveninde ortaya çıkmış oldu.
Ziya Paşa’nın meşhur beyiti, bizde söyleyeni belli olan nadir atasözlerindendir. Beyit olduğu çok bilinmez; atasözü olarak bilinir: “Âyinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.” Davutoğlu, siyasi hayatı tam da böyle olan bir isim.
Kapatma kararının ardından dört sayfalık bir açıklama yayımladı. Baştan sona akademik bir metin. Hatta abartmıyorum; harikulade bir metin. Ülkenin içinde bulunduğu durumu, dünya sistemi ölçeğini de dikkate alarak çok güzel özetlemiş. Davutoğlu’nun, metin düzeyinde ara ara açıklamaları olmuştu. Mesela Suriye sorunu ciddi bir boyuta ulaştığında da bir metin yayımlamıştı. Her birinin, manifesto diyebileceğimiz nitelikte bir ağırlığının olduğu aşikâr. Yani Davutoğlu tam bir akademisyen. Yayımlanmış metinleri ciddi derinliği olan metinler; ama pratikle ilgili iddiaları ya da kendi siyasi pratiği bir o kadar yüzeysel ve silik. Akademik yetkinliği ve birikimi hocada öyle sarsılmaz bir özgüven oluşturmuş ki siyasette de ciddi bir karşılık göreceğini zannetmiş olmalı. Zaman zaman başbakanlığı dönemine yaptığı atıflarda da bu özgüvenli duruşu görmek mümkün. Fakat siyaset, her özgüvene beklenen primi vermez. Bütün kredinizi ortaya koysanız bile siyasi arenada hem varlığınızla hem de rakiplerinize karşı güçlü duruşunuzla ve güncel sorunlara çözüm olacak siyaset üretme becerinizle kendinizi seçmene kabul ettirip, siyasi arenada kendinize bir alan açamazsanız, silinip gitmeye mahkûm olursunuz.
Davutoğlu, akademik bir ekiple uzun soluklu çalışmalar yapıp bunları yetkili mercilerin istifadesine sunabileceği bir çalışma alanında çok verimli olabilecek bir isim. Ancak özgüveni, kırılgan ve hassas yapısı, onun bunu yapmasına bile izin vermeyebilir.
Demem o ki siyaset; düz bir zeminde, zarif rakiplerle ve yumuşak bir rekabet ortamında kolayca yapılan bir iş değil.Gün gelir, olası rekabeti kökten ortadan kaldırmayı hedefleyerek kardeş katline fetva almak isteyecek kadar acımasız olmayı önünüze bir tercih olarak koyar. Gün gelir, rakiplerinizi ortadan kaldırmak için her şeyi göze almak önünüze bir seçenek olarak gelir de siyasi olarak rakiplerinizi bertaraf etmenin bir yolunu bulamayıp askerî vesayete sığınmayı ve onlara çağrı yapmayı bir seçenek olarak görebilirsiniz. Hatta hukuk üstünüze üstünüze gelir de kımıldayacak yeriniz kalmaz; ama siz, bırakın kımıldamayı, koşmayı bile becerme zorunluluğuyla baş başa kalırsınız.
Velhasıl, “Stratejik Derinlik”in yazarı, siyasi bir yüzeysellikle sınandı ve gitti. Giderken de akademik derinliğine sığınıp ülkenin karşı karşıya olduğu ağır sorunları sıraladı. Oysa siyaset, bu kadar sorunu sıralayabilen birinden pratik çözüm üretebilecek bir potansiyel bekler. Bu potansiyeli ortaya koyamazsa da onu siyasetin dışına iter. İşte siyaset,Davutoğlu’na tam da bunu yaptı.
Bu haberin ritmini bozmadan devam edebileceğiniz, öne çıkan iki kısa okuma.
İrtikâp, Türk Ceza Kanunu'na (TCK) göre bir kamu görevlisinin, görevinin sağladığı nüfuzu kullanarak bir kişiyi kendi...
Eşraf: Bir muhitteki eski, köklü ve güvenilir aileleri belirtmek için kullanılır. Osmanlı Devleti'nde eşraf; nüfuzu, ...
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz!