Kalabalık ve Hakikat

Yayınlanma: 02.10.2026 - 19:13
Güncellenme: 02.10.2026 - 20:36
Haber Editörü: Ayrıntı Medya
Kalabalık ve Hakikat

“Kitleler hiçbir zaman gerçeğe susamamıştır. Hoşlarına gitmeyen mantıksızlıklar karşısında, gerçek dışı, eğer kendilerini çekerse, bunu ilahlaştırarak buna yönelmeyi daha üstün tutarlar. Onları hayallere çekmesini bilenler onlara hâkim olurlar ve hülyalarını ortadan kaldıranlar da onların kurbanı olur.”

Gustave Le Bon

Fransız sosyolog Le Bon, Kitleler Psikolojisi kitabının yazarıdır. Kitap, bu konuda referans kabul edilecek düzeyde bir yere ve üne sahiptir. Kitap, herhangi bir sebeple bir araya gelen kalabalıkların psikolojisini irdelemekle kalmamış, aynı zamanda oluşturdukları “ortak ruhu” da ortaya çıkarmıştır. Le Bon, çok çarpıcı tespitlerde bulunmuştur. Yukarıya alıntıladığım tespit de bunlardan birisidir.

Bir dönem birlikte okumalar/tartışmalar yaptığımız bir grup arkadaşla bu kitap üzerine de bir okuma/tartışma yapmıştık. Dün de unuttuğumuzu zannettiğimiz bazı şeyler, bugün yaşadığımız bazı olaylarla tazelenebiliyor. Ya da yeni bir okumada sizi yönlendirip ufkunuzu açabiliyor. Le Bon’un ilk cümlesi, can alıcı olduğu kadar genel bir kesinlik iddiası da taşıyor:

“Kitleler hiçbir zaman gerçeğe susamamıştır.”

Gerçeği savunuyor olmanız ya da gerçeğin ortaya çıkmasını istiyor olmanız, sizi başkalarının nazarında haklı ya da kabul edilebilir kılmıyor. Belki de bilmemiz gereken en önemli gerçeklik bu.

 Bir mantıksızlık karşısında mantıklı olana yönelmek ilk akla gelen tercihken, Le Bon’a göre kitleler, çekim gücünün akımına kapılmaya daha yatkın bir yapı taşımaktadır. Üstelik bunu ilahlaştıracak kadar ileri götürebilecek bir potansiyel taşımaktadır.

 Tespitin ürkütücü kısmı ise “Onları hayallere çekmesini bilenler onlara hâkim olurlar ve hülyalarını ortadan kaldıranlar da onların kurbanı olur.” cümlesidir. Bu kısmın ilk anlamı, kitlenin gerçekten çok hayale inanma eğilimidir ve bence bunu tetikleyen ana sebep, hayalle yaşanan avuntudur. Yani kitleler, sorumluluk almak, sorun çözmek, mücadele etmek yerine avunmaya ve avutulmaya daha açıktır. İlk bakışta “Umut fakirin ekmeğidir.” sözünü çağrıştırsa da ondan daha ürkütücü tarafı, kitlenin elindeki güce rağmen hayali tercih etmesidir.

Ve son vuruş: “Hülyalarını ortadan kaldıranlar da onların kurbanı olur.” cümlesidir. Burada kitlenin, bırakın gerçeğe susamamayı, hülyalarına bir fiske ile dahi olsa dokunulmasına tahammülsüz olduğunu görüyoruz. Bu tahammülsüzlük, aslında ta başından beri kitlenin taşıdığı ortak bilinci ele veriyor. Aslında kitle, tercihini uyutulmaktan yana kullanıyor.

İlahi uyarı çok açık:

“Yeryüzünde bulunanların çoğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar zandan başka bir şeye tâbi olmaz, yalandan başka söz de söylemezler.”
(En‘âm, 116)

Velhasıl, hakikati aramak, tabi olmak, söylemek... vb. zordur; zoru göze almaktır. Tarihte taşlanan, taşa tutulan her kim varsa bilmeliyiz ki kalabalıkların hülyalarına dokunan bir hakikat yüzündendir.

kitlelerbonkitleninhakikatgerçeğebunuhülyalarınıortadankaldıranlaronlarınkurbanıolur

💬 Fikrini Belirt: Yorum Yaz

💬 Okuyucu Yorumları (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz!

Instagram