Erken seçim olur mu? Kanaatim olacağı yönünde. Her ne kadar geçtiğimiz hafta konuya ilişkin yapılan açıklamalar benim bu fikrimi boşa çıkarmış görünse de biraz sonra okuyacağınız gelişmeler dahilinde bir erken seçim beklentimi yine de çok yüksek tutuyorum.
Seçim takvimine göre önce yerel seçimler (Mart 2019) sonra genel seçimler (Kasım 2019) olacak. Ama ben bu sıralamanın değişeceğini ve genel seçimlerin öne çekileceğini düşünüyorum. Neden mi?
1- İlk genel seçim, aynı zamanda ülkenin başkanını seçeceğimiz ilk seçim olacak. Başkanlığı en çok isteyen Erdoğan’ın kesinlikle riske atamayacağı bir seçim. Belediye seçimlerinde partiler oy kaybı yaşarlar. Çünkü yerel seçimlerde başkan adayının kimliği, memleketi, sevilirliği, meclis listeleri gibi kriterler oy oranını etkiler. Genel seçimlerde daha çok partiye göre verilen oylar yerel seçimlerde belli oranda kişileşir. 2009 yerel seçimlerinde AK Parti’nin oy oranı yüzde 38.80 iken 2011 genel seçimlerinde bu oran yüzde 50. Yine 2014 yerel seçimlerinde yüzde 45.6 iken 2015 Kasım genel seçimlerinde yüzde 49.5. Demek ki AK Parti noktasından bakarsak yerel seçimlerde oy oranı düşüyor. Düşük oranlı bir yerel seçim sonrası hele hele 6 ay gibi kısa süre sonra yapılacak genel seçimler başkan olmak isteyen Erdoğan için büyük bir risk taşır. Bazıları ‘yerel seçim sonuçlarına göre en azından önümüzü görürüz, tedbir alırız’ diyebilir ama referandumda yüzde 50’nin altına düşen İstanbul ve Ankara eğer yerel seçimlerde kaybedilirse genel seçim AK Parti için hiçde beklendiği gibi sonuçlanmayabilir.
2- Büyükşehirlerde başkan değişimleri yaşandı. Normalde performansı düşük başkanlar ilk yerel seçimde aday gösterilmez ve yeni isimlerle seçimlere girilirdi. Ama daha bir buçuk yıl süreleri varken, yerel seçimler beklenmeden belediye başkanlarında yaşanan bu değişim erken seçim iddiasını güçlendiriyor. Özelikle referandumda başarısız olan yada düşük oy alarak istifası istenen, seçmen sayıları ile de bir nevi iktidarı belirleyen İstanbul-Ankara-Bursa gibi şehirlerin belediye başkanlarının başkanlığında girilecek bir erken genel seçim, AK Parti için hayal kırıklığına sebep olabilirdi. Erken seçimi planlayan Erdoğan bu olasılığı ortadan kaldırmak için halk nazarında da son dönemlerde eleştirilere neden olan bu başkanları yerel seçime uzun bir süre varken değiştirdi. Böylece halka ‘yıpranan başkanları değiştirdik’ mesajı verildi.
3- Partiye yakın kaynaklar uyum yasalarının yıl sonuna kadar çıkması noktasında Erdoğan’ın talimatı olduğunu söylüyorlar. 700 bine yakın taşerona kadro çalışması da bu yıl sonunda bitecek gibi gözüküyor. Bu da erken seçimi çağrıştırıyor.
4- Yine partiye yakın kaynaklar genel seçimlerde bazı bölgelerde AK Parti’nin MHP ile ortak aday çıkarabileceği üzerine bir formülün Ankara kulislerinde konuşulduğunu dile getiriyorlar. Yerel seçimler önce olursa burada her parti kendi adayını gösterecek bu da ister istemez rekabet ve ayrışmayı getirecek. İşte bu rekabet ve ayrışma hemen 6 ay sonra ki genel seçimlere kadar ortak adaylığa dönüşemez. Şu anda MHP ile AK Parti arasında ciddi bir diyalog var. Yerel seçimlerle bu birliktelik zedelenebilir. O yüzden ilişkiler böylesi sıcakken erken bir genel seçim iki tarafı da mutlu edecek sonuçları getirebilir.
5- Esnafa verilen kredi limitleri artırıldı. KOBİ vasıtasıyla hibe krediler çıkarıldı. Ekonomi de ki krizi giderecek hamleler 2018 itibariyle devam edecek gibi gözüküyor. Tüm bu hamleler de erken seçime hazırlık gibi duruyor.
Açıkcası CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ‘erken seçim yapalım’ diyene kadar bu düşüncelerim nazarında erken seçimin olacağına kesin gözüyle bakıyordum. Ama ana muhalefetin istediği bir erken seçime iktidar genelde olumlu bakmaz. Hafta sonu da Erdoğan ‘seçimler zamanında’ diyerek Kılıçdaroğlu’na cevap verdi. Her ne kadar Erdoğan ‘seçimler zamanında’ dese de ben 2018 sonbaharında yapılacak bir erken seçim olasılığını yukarıda saydığım nedenlerden dolayı halen yüksek görüyorum. Tabi burada MHP Lideri Devlet Bahçeli henüz bu tartışmalara girmedi. Bakalım o ne diyecek? Ya Bahçeli de ‘erken seçim yapalım’ derse Erdoğan, 15 Temmuz’dan bu yana ortak hareket ettikleri Bahçeli’ye de ‘seçimler zamanında’ der mi bekleyip göreceğiz.
MHP’LİLER ‘İYİ GÜNLER’ DİYECEK Mİ?
Ülkemizde zaman zaman yaşanan gelişmeler vatandaşların normalde çok sık kullandıkları bazı kelimeleri daha temkinli kullanmalarına neden oluyor. Mesela 15 Temmuz darbe girişimi sonrası; abi, abla, cemaat, hizmet, imam gibi kelimeler tehlikeli kelimeler sınıfına girdi. Sonra referandumda AK Partili ve MHP’li seçmenler ‘hayırlı günler- hayırlı işler -hayırlı olsun’ gibi temenni sözcüklerini kullanamadılar. CHP’liler ise nikah memurunun ‘evlenmeyi kabul ediyor musunuz’ sorusuna ‘evet’ derken bayağı zorlandılar. ‘Sana evet ama referanduma hayır’ gibi cümleler kurdular. Şimdilerde ise İYİ Parti’nin kurulmasının ardından özellikle MHP’li seçmenler için ‘İYİ’ kelimesini kullanmak bir risk taşır hale geldi. ‘İyi günler-iyi akşamlar-kendine iyi bak’ yada nasılsın sorusuna ‘iyiyim’ cevabı bir süre MHP’liler tarafından daha az tercih edilen kelimeler olacak gibi gözüküyor.
💬 Fikrini Belirt: Yorum Yaz
💬 Okuyucu Yorumları (0)
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz!