Kk belediye
CHP
29
29
29
29 ekim

Kemalizm’in Teolojisi

Yayınlanma: 30.10.2026 - 11:55
Haber Editörü: Ayrıntı Medya
Kemalizm’in Teolojisi

  29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri üzerinden zihnime çeşitli çağrışımlar üşüştü. Dağınık ve birbirinden kısmen kopuk bu çağrışımlar, bana önce bir tarikat biçimini, sonra bir inanç aşkınlığını düşündürdü. Kendi içinde belli ritüelleri olan bu kutlamalar, katılanlar açısından farklı anlamlar ifade ediyor olabilir. Ama bunu bir sadakat, bir görev, bir inanç düzeyinde sahiplenenler için işin teolojik bir görünümü var. Bu çerçevede seyreden zihnimdeki gelgitler sonunda bir kavrama oturdu: Kemalizm’in Teolojisi!

  İhtimal ki bu kavramla bir yerlerde karşılaşmış olmalıyım. Google’a kavramı yazınca karşıma çıkanlar, bana doğru bir değerlendirme zemininde olduğumu gösterdi. Hele Şerif Mardin ismini bu bilgiler arasında görünce daha bir güvenle attım bu başlığı.

 Karşılaştığım bilginin ana iskeleti şöyle:

“Kemalizm’in teolojisi kavramı, Kemalizm ideolojisinin modernleşme, sekülerleşme ve ulus devlet inşası süreçlerinde dinle, kutsallıkla ve toplumsal inanç yapılarıyla kurduğu ilişkiyi felsefi, sosyolojik ve teolojik boyutlarıyla inceleyen bir çalışma alanıdır.

Kemalizm özü itibarıyla seküler ve rasyonalist bir modernleşme projesi olsa da sosyologlar ve siyaset bilimciler (örneğin Şerif Mardin veya Taha Parla), onun toplumsal alanı düzenleme ve meşruiyet devşirme biçimlerini incelerken zaman zaman ‘sivil din’ veya ‘seküler kutsallık’ kavramsallaştırmalarına başvururlar.”

 Esas itibarıyla Cumhuriyet, bir rejim olarak insanlık tarihinde tecrübe edilen monarşi, oligarşi, krallık... gibi bir kişi, bir aile, bir azınlık merkezli yönetim biçimlerinden ayrılan; millet iradesini ve ortak aklı esas alan bir yönetim biçimidir.

   Bizim yakın tarihimizde Islahat Fermanı ile başlayan arayışlar, Cumhuriyet’e giden yolun yapı taşlarıdır. Sürecin sonunda gelinen noktada ortaya konulan pratik, çoğu zaman Cumhuriyet’le çelişen uygulamalara sahne olmuştur ki bunun en açık örneği, uzun bir süre devam eden tek parti dönemidir.

 Ayrıca Cumhuriyet’le birlikte uygulamaya geçirilen temel esaslar ve bu esaslar doğrultusunda yapılan inkılaplar, farklı toplumsal refleksler ortaya çıkardı. Atatürk’ün ölümünden sonra bu kısa tarih, farklı okumalara sahne oldu. Hem yeni Türkiye’yi Atatürk merkezli sahiplenenler hem de muhafazakârlık üzerinden Osmanlı’yı sahiplenip yapılan inkılaplar üzerinden yeni döneme mesafeli olanlar açısından yapılan bu okumalar, yeni kavram arayışlarını da beraberinde getirdi. Kemalizm üst başlığı da bu süreçte ortaya çıktı.

 Bu süreçte aynı zamanda keskin hatları olan iki kutuplu (ilerici-gerici, laik-antilaik vb.) bir Türkiye de oluşmuş oldu.

 Cumhuriyet Bayramı kutlamaları da bundan nasibini aldı. Bugün gelinen noktada, düne kadar kutlamalara karşı olan ve katılmayan birçok insan, AK Parti iktidarı döneminde yavaş yavaş bunu normalleştirmiş olsa da kutlama coşkusu üzerinden bakıldığında hâlâ iki kutuplu bir arka planın varlığı gözlerden kaçmamakta.

  Velhasıl, kutlamaları aşkın bir inançla sahiplenenler açısından bu işin teolojik bir görünümü var ve bunun irdelenmesi, “seküler kutsallık” kavramı üzerinden yapılmaya gayet müsait. Mesele her ne şekilde evrilirse evrilsin, Cumhuriyet bizde tek başına bir rejim olarak ele alınamadığı için kutlamalar da çok farklı tanımlamalar üzerinden yapılıyor/sahipleniliyor.

kemalizmcumhuriyetüzerindenteolojisifarklıinançaçısındansahiplenenlerteolojikkavramıtoplumsalseküler

💬 Fikrini Belirt: Yorum Yaz

💬 Okuyucu Yorumları (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz!

Instagram