Mehmet Akkaya: Orta Yol

Yayınlanma: 03.09.2026 - 12:16
Güncellenme: 04.09.2026 - 07:51
Haber Editörü: Ayrıntı Medya
Mehmet Akkaya: Orta Yol

Orta Yol

  Aşırılıktan uzak, merkezinde denge unsuru bulunan; birçok olumlu düşünce ve davranışı taşıyan bir vasat olma hâli. Sıradanlığın asaletine inanmak. Tekilden çok çoğul için tavsiye edilen bir durum.

Peki, sıradanlık durağanlık doğurur mu?

Evet, ihtimal ki doğurur.

 İlerleme nasıl hareketlilikle mümkünse, toplumsal gelişim de dâhil olmak üzere bir arada yaşamayı değerli kılan her bir unsurun ortaya çıkması, zaman zaman yaşanan gerilimlerin ortaya çıkardığı enerjiyle mümkün olur.

  Topluma yön verenler, tartışmaktan ve hatta çatışmaktan korkmayanlardır. Fikrî anlamda olduğu kadar pratik yaşamda da bu böyledir.

 Orta yolu ya da vasat olma hâlini hareketsizlik ve tekdüzelik olarak anlamak ve öyle yaşamak, edilgen bir pasifizeliktenbaşka bir şey değildir.

Aktif özne olmak ile insanın tekâmülü arasında pozitif bir korelasyon vardır. Bu, aynı zamanda insanın kendini keşfetmesiyle de ilişkilidir. Bir yönüyle de ruhun taşıdığı potansiyeli ortaya çıkarıp köreltmemektir.

 Sağlıklı ilişkinin en temel belirleyeni de öznellik durumunu iki taraf için de muhafaza etmektir. Eğer bu denge bozulursa, özne olmaktan çıkan ya da çıkarılan taraf, orta yolun tâbi olmaktan geçtiğine inanmaya başlar ki bir toplumda yaşanabilecek en büyük sapma da bu olsa gerek.

Yani demem o ki orta yol, daha çok, kimsenin kimseden üstün olmadığı bir dengelenme hâlidir. Bu da fikrî özgürlüğü içinde taşıyan ciddi bir potansiyel demektir. Bu potansiyelin ortaya çıkabilmesi de gelişimin temelidir.

Aklın dış görünüşü, kişinin kendi gelişiminin yansımasıdır. Bu, en çok da söz ve davranış tutarlılığı ile kendini ortaya koyar. Bir kaftanı, smokini ya da kavuğu yoktur.

  Thomas Hobbes’un “İnsan insanın kurdudur.” demesi de durağanlığa ya da menfaat çatışmasına bir atıf taşıyorsa doğru kabul edilebilir. Bu, daha çok, bir arada yaşamanın ortak bir otoriteyi zorunlu kılmasına temel olarak ortaya konmuş bir görüştür. Bu ifade ilk kez Romalı komedya yazarı Plautus’unbir oyununda geçmiştir.

  Türk-İslam düşüncesinde ve edebiyatında bu karamsar bakışa zıt olarak, Yahya Kemal Beyatlı gibi isimler tarafından “İnsan insanın yurdudur.” söylemi benimsenmiştir. Bu görüş, insanın merhamet, dayanışma ve birlik olma yönünü vurgulayan önemli bir ayrım noktasıdır.

Velhasıl, insan insanda kemal bulur ve insan, insanla tekâmüle ulaşır. İnsanı özne olmaktan çıkaran her tutum, kişinin kendine yenilmesidir. Başkasını özne olmaktan çıkarmak ise kibirden kaynaklanır ve sahibini insan olmaktan hızla uzaklaştırır.

ortaortayainsanınolmaktanyolözneolmainsanmehmetakkayadengetaşıyan

💬 Fikrini Belirt: Yorum Yaz

💬 Okuyucu Yorumları (0)

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz!

Instagram